Belirsizliğin Büyüsü: “Ne Olduğu Belirsiz” İlişkilerden Kopmak Neden Zordur?

Bazı ilişkiler vardır; her şey tam gibidir ama bir yandan da adı konulamayan bir eksiklik hissi vardır. Görüşmeler olur, mesajlaşmalar devam eder, zaman zaman yoğun bir ilgi hissedilir. Ama ilişkinin adı bir türlü konulmaz. Tam yakınlaşıldığı düşünülen anlarda araya mesafe girer. Bu iniş çıkışlar yorucu olsa da çoğu kişi bu ilişkiden uzaklaşmakta ve bu ilişkiyi bitirmekte zorlanır; bununla beraber kendine şu soruyu sorar: Neden kopamıyorum?”.

Bu “eşik” hali, dışarıdan bakıldığında yorucu ve kaotik görünse de, kişinin bu döngüden neden kopamadığı sorusu, davranışsal psikolojinin ve bağlanma teorilerinin derinliklerinde yatar.

Düzensiz İlgi Neden Daha Çekicidir?

Belirsiz ilişkilerde en dikkat çeken şey, ilginin ve sevginin tutarsız olmasıdır. Bazen çok yakın ve ilgili bir partner varken, bazen tamamen geri çekilen biriyle karşılaşılır.

Bu durum, Skinner’ın Edimsel Koşullanma Kuramında ortaya koyduğu “belirsiz süreli (değişken aralıklı) pekiştirme” olarak bilinen bir mekanizmaya benzer (Skinner, 1938, 1953). Yani ödülün (burada ilgi, sevgi ve yakınlık) ne zaman geleceğinin belli olmaması, o ödüle olan bağlılığı artırır. Partnerin bir gün var olup, bir gün yok olması, kişiyi, bir slot makinesinin başında bekleyen biri gibi düşünmeye iter: “Acaba bir sonraki hamlede büyük ödülü alacak mıyım?” Bu belirsizlik, dopamin sistemini sürekli tetikte tutarak kişiyi, karşısındakine değil, o ödülün gelme ihtimaline bağımlı hale getirir.

İlişki içinde bu sürecin işleyişi şu şekilde özetlenebilir:

  • Yoğun ilgi → kişi kendini iyi hisseder.
  • Geri çekilme → kafa karışıklığı başlar.
  • Yeniden ilgi → umut yeniden canlanır.

Bu döngü, kişilerin ilişkideki netleşme beklentisini kafa karıştırıcı bir hale getirebilir.

Bağlanma Stilleri Bu Süreci Etkileyebilir.

Herkes belirsizliğe aynı şekilde tepki vermez. Özellikle ilişkilerde daha fazla güvence arayan kişiler (kaygılı bağlanma eğilimi olanlar), bu tür durumlarda daha fazla zorlanabilir (Mikulincer & Shaver, 2007). Çünkü bu kişiler için belirsizlik bir güvenlik tehdididir.

Bu kişiler genellikle:

  • Karşı tarafın davranışlarını sık sık analiz ederler. Burada adeta bir dedektif edasıyla en küçük ayrıntıya kadar araştırırlar.
  • Küçük ilgi işaretlerine daha fazla anlam yüklerler. Örneğin, partnerin bir gülümsemesini bak beni seviyor olarak yorumlayabilirler.
  • Reddedilmekten korktukları için netlik istemekten çekinebilirler.
  • “Aslında ilgisi var” düşüncesine tutunabilirler.

Bu da belirsiz bir ilişki içinde kalmayı kolaylaştırır.

Gerçeğe Değil, İhtimale Bağlanmak…

Belirsiz ilişkilerde çoğu zaman bağ kurulan şey, ilişkinin kendisi değil, olma ihtimalidir.

Klinik çalışmalarımda danışanlarımdan duyduğum cümlelerden bazıları: “Şu an hazır değil ama o çok iyi biri”, “Zamanla düzelecektir”, “Daha önce benimle daha çok ilgilenmişti, yine ilgilenebilir”. Bu tarz düşünceler, belirsiz de olsa ilişkiyi sürdürmeyi kolaylaştırır. Ancak bu noktada kişi, yaşadığı gerçeklikten çok olasılıklara yatırım yapmaya başlar.

Bu noktaya farklı bir boyuttan bakacak olursak: İnsan bir ilişkiye ne kadar çok zaman ve duygu yatırırsa, onu bırakmak o kadar zorlaşır. Bu durum psikoloji literatüründe “batık maliyet (sunk cost fallacy)” etkisi olarak açıklanır (Arkes & Blumer, 1985). Yani aslında iyi gitmese bile, “bunca şey yaşandı” düşüncesi kişiyi ilişkide tutabilir. Bu noktada çoğunlukla gözlemlediğim şeylerden biri de; kişi aslında o ilişkide yokmuş gibi hissetmesine rağmen, yeni biriyle olma ihtimali daha zor ve riskli olduğu için orada kalmaya devam eder. Diğer bir deyişle, tanıdık olan belirsizlik, tanıdık olmayandan daha iyi ve güvenlidir.

Burada, Freud (1920)’un ortaya koyduğu “tekrar zorlantısı” kavramından kısaca bahsetmeyi de değerli buluyorum. Bu kavrama göre ebeveynleri arasında mesafeli, belirsiz ve inişli çıkışlı bir ilişki olan kişi, tamamen bilinçdışı bir dinamikle birlikte kendine uzak olan ve mesafeli bir partner seçer. Bu seçimle birlikte zamanında anne babası arasında çözülemeyen o uzaklık sorununu, bugün kendi ilişkisinde çözeceğine ve durumu düzelteceğine inanır.

Belirsizlik Yorucu Olabilir.

Bu tür ilişkiler genelde şu duygularla birlikte gelir:

  • İlişki üzerine sürekli düşünme (overthink) ve zihinsel olarak meşgul olma.
  • Mesajları, davranışları ve olan biteni fazlaca anlamlandırma çabası.
  • Umut ve hayal kırıklığı arasında sürüklenen dalgalı bir duygulanım içinde olma.
  • Netlik isteme ile kaybetme korkusu arasında kalma.
  • Gittikçe belirginleşen ve zamanla artan duygusal yorgunluk.

Araştırmalar, ilişkilerde tutarlılığın ve öngörülebilirliğin kişinin psikolojik iyi oluşu ile yakından ilişkili olduğunu gösteriyor (Campbell ve ark., 2010). Yani bir ilişkinin stabil olmayan bir şekilde yoğun olması, her zaman sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Kişiyi kaygan bir zeminde diken üstünde yürüyormuş gibi hissettirir.

Özetle: Bağlılık mı, Döngü mü?

Belirsiz ilişkiler güçlü duygular yaratabilir. Ancak bu yoğunluk çoğu zaman ilişkinin kendisinden değil, düzensiz ilgi, beklenti ve belirsizlik döngüsünden beslenir.

Sağlıklı bir ilişkide kişi kendini daha güvende hisseder; ne yaşadığını anlamak için sürekli analiz yapmak zorunda kalmaz. Tutarlı ve stabil bir zeminde güvenli bağ kurduğu bir ilişki inşa edebilir. Belirsizliğin uzun sürdüğü ilişkilerde ise kişi çoğu zaman karşısındaki kişiye değil, o belirsizliğin yarattığı duygu dalgalanmalarına ve umuda bağlanır.

Tekrar eden bu döngüleri fark etmek, ancak kişinin kendi içine bakmasıyla ve iç dünyasındaki tüm gerçekleri -iyisiyle kötüsüyle- olduğu gibi kabul etmeye cesaret etmesiyle mümkün olabilir.

KLİNİK PSİKOLOG NAZLI AĞIN

Kaynakça

Arkes, H. R., & Blumer, C. (1985). The psychology of sunk cost. Organizational Behavior and Human Decision Processes, 35(1), 124–140.

Campbell, L., Simpson, J. A., Boldry, J., & Kashy, D. A. (2010). Perceptions of conflict and support in romantic relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 88(3), 510–531.

Freud, S. (1920). Beyond the pleasure principle. International Psycho-Analytical Press.

Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.

Skinner, B. F. (1938). The behavior of organisms: An experimental analysis. Appleton-Century.

Skinner, B. F. (1953). Science and human behavior. Macmillan.